Yatırımda En Büyük Düşmanınız Piyasa Değil, Sizsiniz

Blog-6-Fomo

Korku, Açgözlülük ve FOMO

Bir yatırımcı düşünün.

  • Bir hisseyi aylardır takip ediyor.
  • Fiyatı 50 TL.
  • Almıyor.
  • 55 TL oluyor.
  • Yine almıyor.
  • 60 TL...
  • 70 TL...
  • 80 TL...
  • Artık sosyal medyada herkes bu hisseden bahsetmeye başlıyor.
  • Her gün yeni hedef fiyatlar havada uçuşuyor.

Bizim yatırımcı dayanamıyor:

“Daha fazla kaçırmayayım.” diyor ve 85 TL'den alıyor.

Hisse birkaç gün sonra 75 TL'ye düşüyor.

Bu kez korkmaya başlıyor.

  • 70 TL...
  • 65 TL...
  • Ve sonunda:
  • “Daha fazla zarar etmeyeyim.” diyerek satıyor.
  • Bir süre sonra hisse tekrar yükselmeye başlıyor.
  • Bizim yatırımcı ekrana bakıp şöyle diyor:
  • “Ben alınca düşüyor, satınca yükseliyor!”
  • :)

Belki sizin de başınıza gelmiştir.

Aslında piyasa özellikle bizi takip etmiyor.

Problem çoğu zaman başka yerde: Duygularımız kararlarımızı yönetiyor.

  • Yatırım dünyasında grafik okumayı öğrenebilirsiniz.
  • Bilanço analizini öğrenebilirsiniz.
  • İndikatörleri öğrenebilirsiniz.
  • Fonları araştırabilirsiniz.
  • Ekonomiyi öğrenebilirsiniz.

Ama kendinizi yönetmeyi öğrenemezseniz bütün bu bilgilerin faydası sınırlı kalabilir.

Çünkü yatırımda yönettiğimiz tek şey para değildir. Kendimizi de yönetiriz.


Piyasadaki En Zor Grafik: Kendi Psikolojiniz

Piyasada fiyatların iki temel duyguyla hareket ettiğini sık sık görürüz:

Korku ve açgözlülük.

  • Piyasa yükselirken açgözlülük artar.
  • İnsanlar daha fazla kazanmak ister.
  • Risk algısı azalır.
  • “Bu sefer farklı.” denmeye başlanır.

Piyasa düştüğünde ise korku devreye girer.

Bir süre önce almak için sıraya girdiğimiz varlıkları bu kez satmak isteriz.

İşin ilginç tarafı şudur:

Fiyat yükseldikçe almak isteyen insan sayısı artar, fiyat düştükçe azalır.

  • Oysa mağazada bir ürün %30 indirime girdiğinde seviniriz.
  • Borsada kaliteli bir şirket %30 düştüğünde ise korkabiliriz.

Çünkü yatırım dünyasında sadece fiyat satın almıyoruz. Beklenti satın alıyoruz.

Ve beklentilerimizi duygularımız şekillendirebiliyor.


FOMO: “Ya Kaçırırsam?”

Yatırım dünyasının en güçlü duygularından biri FOMO'dur.

İngilizcesi: Fear Of Missing Out.

Türkçesi basit: Fırsatı kaçırma korkusu.

Bir coin üç günde %80 yükseliyor.

Sosyal medya bununla doluyor.

Bir arkadaşınız:

“Ben aldım, %40 kazandım.” diyor.

Telegram gruplarında konuşuluyor.

Twitter'da hedefler veriliyor.

YouTube'da videolar çekiliyor.

Ve beyniniz size şunu söylemeye başlıyor:

“Herkes para kazanıyor. Bir tek ben dışarıda kaldım.”

İşte tehlikeli noktalardan biri burasıdır.

Çünkü artık yatırım kararını analiziniz değil, başkalarının kazancı belirlemeye başlamıştır.

Belki varlık gerçekten yükselmeye devam edecektir. Belki etmeyecektir. Sorun bu değil.

Sorun, neden aldığınızı artık sizin de tam olarak bilmemenizdir.

FOMO ile yapılan yatırımın en büyük problemi çoğu zaman giriş fiyatından bile önce plansızlıktır.


Başkasının Kazancı Sizin Zararınız Değildir

Bunu özellikle söylemek istiyorum.

  • Bir arkadaşınız bir hisseden %100 kazandıysa siz para kaybetmediniz.
  • Birisi Bitcoin'i sizden daha düşük fiyattan aldıysa siz zarar etmediniz.
  • Bir yatırımcı bir ayda sizin bir yılda kazandığınızdan fazla para kazandıysa yine zarar etmediniz.

Ama sosyal medya bize sürekli başkalarının sonuçlarını gösterdiği için kendimizi onlarla kıyaslamaya başlıyoruz.

Ve kıyaslama başladıktan sonra risk seviyemiz değişebiliyor.

Normalde girmeyeceğimiz işlemlere giriyoruz.

  • Daha fazla para koyuyoruz.
  • Daha fazla kaldıraç kullanıyoruz.

Çünkü artık amacımız kendi yatırım planımızı uygulamak değil: Başkasını yakalamak.

Oysa yatırım bir yarış değildir.

Özellikle de başlangıç çizgileri, gelirleri, sermayeleri, yaşları ve risk seviyeleri birbirinden tamamen farklı insanlar arasında hiç değildir.

Sizin yarışınız dünkü finansal durumunuzladır.


Açgözlülük Ne Zaman Başlar?

  • Bir hisse aldınız.
  • Hedefiniz %20 kazançtı.
  • Hisse %20 yükseldi.
  • Ama satmıyorsunuz.

Çünkü artık şöyle düşünüyorsunuz:

  • “Biraz daha gider.”
  • %30 oluyor.
  • “Biraz daha...”
  • %40...

Sonra fiyat dönüyor.

  • %30...
  • %20...
  • %10...

Bu kez de:

“Tekrar yükselince satarım.” diyorsunuz.

Ve bazen güzel bir kazanç, zarara bile dönüşebiliyor.

Buradaki problem daha fazla kazanmak istemek değildir.

Hepimiz daha fazla kazanmak isteriz.

Problem şudur: Planımızı kazanç sırasında değiştirmek.

İnsan zarar ederken duygusal karar verir.

Ama ilginç şekilde çok kazanırken de duygusal karar verebilir.

Bu nedenle disiplin sadece kötü günlerde gerekli değildir. İyi günlerde de gereklidir.


Korku Bize Ne Yaptırır?

Korku da açgözlülük kadar güçlüdür.

  • Piyasa %5 düşer.
  • Haberler değişmeye başlar.
  • %10 düşer.
  • Sosyal medyada felaket senaryoları çıkar.
  • %20 düşer.

Artık:

“Her şey daha da kötü olacak.” düşüncesi hakim olmaya başlar.

Ve tam da fiyatların çok daha ucuz hale geldiği dönemde insanlar yatırım yapmaktan korkabilir.

Burada önemli bir ayrım yapmalıyız.

  • Her düşen varlık fırsat değildir.
  • Bazen fiyatın düşmesinin çok haklı sebepleri vardır.
  • Şirket bozulmuştur.
  • Yatırım tezi değişmiştir.
  • Ekonomik şartlar değişmiştir.
  • Ama bazen de sağlam varlıklar genel piyasa paniği nedeniyle düşebilir.

İyi yatırımcının görevi: Korkmamak değildir. Korkusuna rağmen analiz yapabilmektir.


Zarar Etmeyi Neden Kabullenemiyoruz?

İnsan psikolojisinin ilginç özelliklerinden biri zarardan hoşlanmamasıdır.

100 TL kazanmanın verdiği mutluluk ile 100 TL kaybetmenin verdiği üzüntü aynı büyüklükte hissedilmeyebilir.

Bu nedenle zarardaki pozisyonları kapatmak bize zor gelir.

Çünkü sattığımız anda zihnimizde şu olur:  “Zararı kabul ettim.”

Satmazsak ise: “Henüz zarar etmedim, sadece bekliyorum.”

diye kendimizi rahatlatabiliriz.

Oysa piyasa sizin alış fiyatınızı bilmiyor.

Hissenin 100 TL'den alınmış olması fiyatın tekrar 100 TL'ye dönmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle kendimize şu soruyu sormamız çok faydalı olabilir:

“Bugün elimde bu yatırım olmasaydı, mevcut fiyatından tekrar alır mıydım?”

Cevap kesinlikle hayırsa, sadece alış fiyatınıza geri dönmesini beklediğiniz için pozisyonu tutup tutmadığınızı düşünmekte fayda vardır.


“Maliyetimi Kurtarayım, Çıkacağım”

Bu da yatırım dünyasının klasik cümlelerinden biridir.

  • Bir hisseyi 100 TL'den aldınız.
  • 70 TL'ye düştü.
  • Şöyle diyorsunuz:
  • “100 TL olsun, hemen satacağım.”

Peki neden 100 TL?

Çünkü sizin maliyetiniz orası.

Ama şirket açısından 100 TL'nin özel bir anlamı olmayabilir.

Piyasa sizin maliyetinize göre hareket etmez.

Bu nedenle yatırım kararını:

“Ben kaçtan aldım?” sorusuna göre değil,

“Bugünkü şartlarda bu yatırımı hâlâ taşımak istiyor muyum?”

sorusuna göre değerlendirmek daha sağlıklı olabilir.


En Tehlikeli Duygulardan Biri: Haklı Çıkma İsteği

Bazen para kazanmaktan bile daha fazla istediğimiz bir şey vardır: Haklı çıkmak.

Bir hisse için: “Bu yükselecek.” dedik. Ama düşüyor.

Analizimizi tekrar gözden geçirmek yerine şirketi savunmaya başlıyoruz.

Yeni olumsuz bilgileri küçümsüyoruz.

Bizim görüşümüzü destekleyen yorumları arıyoruz.

Tersini söyleyen insanları dinlemek istemiyoruz.

Çünkü artık yatırımımızı değil, fikrimizi savunuyoruz.

Oysa piyasa bizim egomuzla ilgilenmez.

İyi yatırımcı bazen şu cümleyi söyleyebilmelidir: “Yanılmışım.”

Bu bir kelime size çok para kazandırmayabilir. Ama bazen çok para kaybetmenizi engelleyebilir.


Birkaç İşlem Kazanınca Kendimizi Warren Buffett Sanmak :)

Üst üste işlemler kazandığımız dönemler tehlikelidir.

  • Beş işlem yaptınız. Beşi de kazandı.
  • Altıncı işlemde pozisyonu biraz büyütüyorsunuz.
  • O da kazanıyor.

Sonra:

“Ben bu işi çözdüm.” duygusu geliyor.

  • Risk artıyor.
  • Kaldıraç artıyor.
  • Kurallar gevşiyor.

Normalde 10.000 TL ile gireceğiniz işleme 50.000 TL ile giriyorsunuz.

Ve piyasa bir anda tersine dönüyor.

Buradaki problem özgüven değildir. Aşırı özgüvendir.

Başarılı bir yatırımcı kendine güvenmelidir.

Ama piyasanın her zaman kendisinden daha büyük olduğunu da unutmamalıdır.


Sürekli Ekrana Bakmak Daha İyi Yatırımcı Yapar mı?

  • Telefonu açıyorsunuz.
  • Fiyata bakıyorsunuz.
  • 10 dakika sonra tekrar.
  • Öğle yemeğinde tekrar.
  • Akşam tekrar.
  • Yatmadan önce tekrar.
  • Gece uyanınca...
  • Bir kere daha. :)

Peki fiyatı günde 50 kez kontrol etmek yatırımınızın kalitesini artırıyor mu?

Çoğu uzun vadeli yatırım için hayır.

Tam tersine, kısa vadeli fiyat hareketlerini sürekli görmek sizi gereksiz kararlar almaya itebilir.

Bir yatırımın zaman ufku beş yıl ise beş dakikalık fiyat hareketlerinin hayatınızda bu kadar yer kaplaması ilginçtir.

Bu yüzden yatırım planınız ne kadar uzun vadeli ise ekranla aranıza o kadar mesafe koymanız gerekebilir.

Trader için elbette durum farklıdır.

Ama trader'ın da ekrana plansız bakması değil, sistemine göre hareket etmesi gerekir.


Sosyal Medya Yatırım Psikolojimizi Değiştirdi

Eskiden yatırımcı kendi portföyüne bakardı. Bugün binlerce kişinin portföyünü görüyor.

  • Birisi:
  • “Bu ay %38 yaptım.” diyor.
  • Başka biri:
  • “Bitcoin'de 10X yaptım.” diyor.
  • Bir başkası:
  • “Bu hisseyi 8 TL'den söylemiştim.” diyor.

Ama sosyal medyada çoğu zaman görmediğimiz şeyler vardır.

  • Kaybedilen işlemler...
  • Başarısız tahminler...
  • Kaçırılan fırsatlar...
  • Yıllarca beklenen yatırımlar...
  • Alınan riskler...

İnsanlar genellikle başarılarını paylaşmayı sever. Bu nedenle sosyal medyayı piyasanın tamamı sanmayın.

Birinin size gösterdiği sonuç, onun finansal hayatının tamamı değildir.


Panik Anında Karar Vermemek İçin Ne Yapabiliriz?

Bence en etkili yöntemlerden biri: Kararları sakin zamanda vermektir.

Trade yapıyorsanız:

  • Nereden gireceğiniz belli olsun.
  • Stop seviyeniz belli olsun.
  • Hedefiniz belli olsun.
  • Pozisyon büyüklüğünüz belli olsun.

Uzun vadeli yatırım yapıyorsanız:

  • Neden aldığınızı yazın.
  • Hangi şartlarda yatırım tezinizi yeniden değerlendireceğinizi belirleyin.
  • Ne kadar süre düşündüğünüzü bilin.
  • Portföyünüzdeki ağırlığını belirleyin.

Çünkü piyasa sert düştüğü gün bunları düşünmek çok daha zordur.

Plan, duygular ortaya çıkmadan önce yapılır.


Kendinize Bir Yatırım Günlüğü Tutun

Size çok basit ama güçlü bir yöntem önereyim.

Her yatırım veya trade kararınızda birkaç satır yazın:

  • Ne aldım?
  • Neden aldım?
  • Ne bekliyorum?
  • Yanlış çıktığımı nasıl anlayacağım?
  • Ne kadar risk aldım?
  • O anda ne hissediyorum?

Son soru özellikle önemli.

  • “Kaçırmaktan korkuyorum.”
  • “Çok heyecanlıyım.”
  • “Herkes alıyor.”
  • “Zararımı geri kazanmak istiyorum.”

gibi cevaplar yazıyorsanız belki de işleme girmeden önce biraz düşünmeniz gerekiyordur.

Aylar sonra bu notları okuduğunuzda kendiniz hakkında şaşırtıcı şeyler öğrenebilirsiniz.

Çünkü yatırım günlüğü sadece işlemlerinizi değil: Karar verme biçiminizi gösterir.


Zarardan Sonra İntikam İşlemi Yapmayın

Trade yapanların özellikle dikkat etmesi gereken bir psikolojik tuzak vardır.

  • Bir işlemde zarar ettiniz. Canınız sıkıldı.
  • Hemen başka bir işlem açıyorsunuz.

Amacınız artık iyi bir fırsatı değerlendirmek değildir.

Kaybettiğiniz parayı geri almak.

  • Pozisyon büyüyor.
  • Risk artıyor.
  • Analiz kalitesi düşüyor.
  • Ve ikinci zarar geliyor.
  • Sonra üçüncü...

Piyasanın sizden aldığı parayı aynı gün geri vermek gibi bir zorunluluğu yoktur.

Bazen zarar sonrası yapılabilecek en iyi işlem: Yeni işlem yapmamaktır.

Bilgisayarı kapatmak da bir risk yönetimi yöntemidir. :)


Yatırımda Sabır Ne Demektir?

Sabır hiçbir şey yapmadan yıllarca beklemek değildir.

Sabır:

  • Doğru fırsat gelene kadar bekleyebilmek,
  • planınız çalışırken gereksiz müdahale etmemek,
  • ve FOMO yüzünden sisteminizin dışına çıkmamaktır.

Bazen yatırımcı aylarca fırsat bekler.

Trader saatlerce işlem açmaz.

Dışarıdan hiçbir şey yapmıyor gibi görünür.

Ama aslında çok önemli bir şey yapıyordur: Kendisini kontrol ediyordur.


Piyasayı Kontrol Edemezsiniz

  • Yarın BIST'in ne yapacağını kontrol edemezsiniz.
  • Bitcoin'in fiyatını kontrol edemezsiniz.
  • Fed'in kararını kontrol edemezsiniz.
  • Faizleri kontrol edemezsiniz.
  • Altını kontrol edemezsiniz.
  • Bir şirketin yarın açıklayacağı haberi de kontrol edemezsiniz.

Ama bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz:

  • Ne kadar para yatıracağınızı.
  • Ne kadar risk alacağınızı.
  • Hangi şartlarda çıkacağınızı.
  • FOMO ile işlem yapıp yapmayacağınızı.
  • Kaldıracınızı.
  • Portföy dağılımınızı.
  • Planınıza sadık kalıp kalmayacağınızı.

İyi yatırımcılık biraz da kontrol edemediğimiz şeyleri bırakıp, kontrol edebildiklerimize odaklanmaktır.


En Büyük Rakibiniz Aynadaki Kişi Olabilir

Bu blog serisinin ilk yazısında

  • Yatırımın sadece para kazanmak değil, hayatımızı geri kazanmak olduğunu konuştuk.
  • Sonra yatırım planı yaptık.
  • Yatırımcı ile trader'ı ayırdık.
  • Risk yönetimini konuştuk.
  • 100.000 TL üzerinden örnek bir yatırım planı oluşturduk.

Ama bütün bunların merkezinde hâlâ tek bir kişi var: Siz.

  • Dünyanın en iyi yatırım sistemini öğrenebilirsiniz.
  • En iyi indikatöre sahip olabilirsiniz.
  • En iyi şirketleri bulabilirsiniz.
  • En iyi analistleri takip edebilirsiniz.

Ama korkunuz, açgözlülüğünüz ve egonuz kararlarınızı yönetiyorsa sisteminiz bir noktada bozulabilir.

Bu nedenle iyi yatırımcı olmanın yolu sadece piyasayı öğrenmekten geçmez.

  • Kendinizi öğrenmekten de geçer.
  • Ne zaman korkuyorsunuz?
  • Ne zaman açgözlü oluyorsunuz?
  • Ne zaman sabırsızlanıyorsunuz?
  • Ne zaman FOMO'ya kapılıyorsunuz?
  • Ne zaman egonuz devreye giriyor?

Bunları fark etmeye başladığınızda yatırımcılığın bambaşka bir seviyesine geçersiniz.

Çünkü sonunda şu gerçeği anlarsınız:

  • Piyasa sizin düşmanınız değildir.
  • Piyasa sadece piyasadır.
  • Bazen yükselir. Bazen düşer.
  • Bazen aylarca hiçbir yere gitmez.

Asıl mesele sizin bütün bunlar olurken nasıl davrandığınızdır.

Belki de yatırım dünyasında kazanmanız gereken en önemli savaş grafiklerde değildir.

Kendi içinizdedir.

Ve o savaşı kazanmaya başladığınızda sadece daha iyi bir yatırımcı olmazsınız.

Parayla ilişkiniz de değişmeye başlar.

Aydın Bilek
Aydın Hoca Yazıyor

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme ve finansal okuryazarlık amacı taşımaktadır. Yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım kararlarınızı kendi mali durumunuz, hedefleriniz ve risk profiliniz doğrultusunda değerlendirmeniz gerekir.