Yatırımcı mısınız, Trader mı Önce Buna Karar Verin

Bir hisse aldınız. Fiyatı %10 düştü. Ne yaparsınız?
“Şirket sağlam, uzun vadede beklerim.” mi dersiniz?
Yoksa:
“Ben bu işleme belirli bir hedef ve zarar noktasıyla girdim. Planım bozuldu, çıkarım.” mı dersiniz?
İki cevap da doğru olabilir.
Çünkü birincisi yatırımcının, ikincisi ise trader'ın bakış açısıdır.
Sorun, hangisini seçtiğiniz değildir.
Asıl sorun, birine başlayıp işler istediğiniz gibi gitmeyince diğerine dönüşmenizdir.
Trade amacıyla aldığınız bir hisse düşünce bir anda uzun vadeli yatırımcı olmak...
Uzun vadeli yatırım amacıyla aldığınız kaliteli bir şirketi iki günlük düşüş nedeniyle panikle satmak...
İşte yatırım dünyasında yapılan birçok hata tam olarak burada başlıyor.
Bu nedenle daha paranızı piyasaya koymadan önce kendinize şu soruyu sormanız gerekir:
Ben yatırımcı mıyım, trader mı?
Önce İki Kavramı Ayıralım
Yatırımcı ile trader aynı piyasada işlem yapabilir.
- İkisi de aynı hisseyi alabilir.
- İkisi de Bitcoin alabilir.
Ama alma nedenleri farklıdır.
Bir yatırımcı, örneğin bir şirketin geleceğine inanır.
Şirketin satışlarına, kârlılığına, borcuna, sektörüne, rekabet gücüne ve gelecekte büyüme potansiyeline bakar.
Ve şöyle düşünür:
“Ben bu şirkete ortak olmak istiyorum.”
Trader ise aynı şirkete bakıp şöyle düşünebilir:
“Burada güzel bir fiyat hareketi oluşabilir.”
Trader'ın şirketle evlenmek gibi bir amacı yoktur. :)
Fiyat istediği yönde hareket ettiği sürece oradadır.
Plan gerçekleştiğinde çıkar.
Yanlış düşündüğünü gördüğünde de çıkabilmelidir.
Özetle:
Yatırımcı değer arar. Trader hareket arar.
Yatırımcının En Büyük Gücü: Zaman
Uzun vadeli yatırımcının önemli avantajlarından biri zamandır.
İyi bir şirkete ortak olduğunuzu düşünüyorsanız günlük fiyat hareketlerinin tamamını takip etmek zorunda değilsiniz.
- Şirket büyüyor mu?
- Gelirleri artıyor mu?
- Kârlılığı nasıl?
- Borçları yönetilebilir mi?
- Faaliyet gösterdiği sektörün geleceği var mı?
- Yönetim işini iyi yapıyor mu?
- Yatırım teziniz hâlâ geçerli mi?
Bunlar çoğu zaman bugünkü mumun kırmızı veya yeşil olmasından daha önemlidir.
Çünkü yatırımcı fiyatın bugün ne yaptığı kadar, sahip olduğu varlığın gelecekte ne olabileceğiyle ilgilenir.
Bu yaklaşımın en büyük dostlarından biri de bileşik getiridir.
İyi yatırımların büyümesine zaman tanındığında, elde edilen getiriler yeni getiriler üretmeye başlayabilir.
Ama bunun bir bedeli vardır: Sabır.
Ve sabır, yatırım dünyasında sandığımızdan çok daha zor bir beceridir.
Trader'ın En Büyük Gücü: Disiplin
Trader için zaman kavramı farklıdır.
Bir trader'ın pozisyonu birkaç gün, birkaç saat, hatta kullandığı sisteme göre birkaç dakika bile sürebilir.
Burada amaç bir şirketin on yıl sonra nerede olacağını tahmin etmek değildir.
Amaç belirli bir fiyat hareketinden faydalanmaktır.
Bu nedenle trader için;
- giriş noktası,
- çıkış noktası,
- zarar seviyesi,
- pozisyon büyüklüğü
- ve risk yönetimi
çok önemlidir.
İyi bir trader'ın en önemli özelliği her işlemi doğru tahmin etmesi değildir.
Zaten böyle bir insan yoktur.
Önemli olan yanlış olduğunda ne yapacağını önceden bilmesidir.
Bence trader'ı kumarbazdan ayıran en önemli noktalardan biri de budur: Plan.
“Ben Hissede Uzun Vadede Beklerim Hocam”
Bu cümleyi çok duyuyoruz.
Ama bazen hikâye şöyle başlıyor:
- Bir hisse sosyal medyada görülüyor.
- Hızlı yükseliyor.
- “Biraz daha gider.” diye alınıyor.
- Hisse düşmeye başlıyor.
- %5...
- %10...
- %20...
- Satmak zor geliyor.
- Sonra o meşhur cümle geliyor:
- “Zaten uzun vadeli almıştım.”
- Hayır. :)
Uzun vadeli almamıştınız.
Kısa vadede yükseleceğini düşündüğünüz için almıştınız.
Fiyat düşünce yatırım stratejinizi değiştirdiniz.
Buna yatırımcılık değil, çoğu zaman zararı kabullenememek denir.
Uzun vadeli yatırım kararı, fiyat düştükten sonra verilmez.
Hisseyi almadan önce verilir.
Yatırımcı da Zarar Eder, Trader da
Bazen yatırımcı olmanın daha güvenli olduğu düşünülüyor.
“Nasıl olsa beklersem yükselir.”
Keşke yatırım dünyası bu kadar kolay olsaydı.
- Her şirket büyümez. Her hisse eski zirvesine dönmez.
- Her kripto varlık bir sonraki boğa piyasasında yeniden yükselmez.
- Bazı şirketler rekabet avantajını kaybeder.
- Bazıları aşırı borçlanır.
- Bazılarının sektörü değişir.
- Bazılarının yönetimi kötüleşir.
Dolayısıyla uzun vadeli yatırım:
“Aldım ve ne olursa olsun sonsuza kadar beklerim.” demek değildir.
Uzun vadeli yatırımda da bir yatırım tezi olmalıdır.
O tez ortadan kalkarsa yatırım yeniden değerlendirilmelidir.
Trader Olmak Ekrana Bakıp Al-Sat Yapmak Değildir
Trade dışarıdan çok kolay görünür.
- Grafiği aç.
- Düştüğünde al.
- Yükseldiğinde sat.
- Bitti. :)
Gerçekte ise işin içine para girdiğinde insan psikolojisi devreye girer.
- Kazanan pozisyonu erken kapatırsınız.
- Kaybeden pozisyonu gereğinden fazla beklersiniz.
- Kaçırdığınız hareketin arkasından koşarsınız.
- Üst üste birkaç işlem kazanınca kendinizi yenilmez hissedersiniz.
- Sonra pozisyon büyüklüğünü artırırsınız.
- Bir işlem bütün kazancınızı geri alır.
Bu nedenle trade'in en zor tarafı çoğu zaman indikatörler veya grafikler değildir.
Kendi davranışlarınızı yönetmektir.
İyi bir sisteminiz olabilir. Ama o sisteme uymuyorsanız sistemin size fazla faydası olmaz.
Hangisi Daha Çok Kazandırır?
Bu da bana sık sorulan sorulardan biri.
“Hocam, trade mi daha çok kazandırır, uzun vadeli yatırım mı?”
Bence yanlış soru.
Doğru soru şu:
“Hangisini başarıyla uygulayabilirim?”
Çünkü teoride çok yüksek kazanç sağlayabilecek bir yöntem, sizin karakterinize uygun değilse pratikte hiçbir anlamı yoktur.
Gün boyunca yoğun çalışan ve piyasayı takip edemeyen birinin çok kısa vadeli işlemler yapmaya çalışması mantıklı olmayabilir.
Diğer taraftan fiyatların %30-40 düştüğünü gördüğünde psikolojik olarak dayanamayan bir kişinin çok oynak varlıklarda uzun vadeli yatırım yapması da zor olabilir.
Yatırım yöntemi seçerken sadece piyasanın özelliklerine değil, kendi karakterinize de bakmalısınız.
Kendinize Şu Soruları Sorun
Trader mı yoksa yatırımcı mı olduğunuzu anlamak için önce kendinizi tanımaya çalışın.
- Paranıza ne kadar süre dokunmadan kalabilirsiniz?
- Her gün piyasayı takip edecek zamanınız var mı?
- Grafik okumayı öğrenmek istiyor musunuz?
- Şirket araştırmaktan hoşlanıyor musunuz?
- Kısa vadeli zararlar sizi ne kadar etkiliyor?
- Bir sistemin kurallarına sadık kalabiliyor musunuz?
- Sabırlı mısınız?
- Sık işlem yapmak sizi heyecanlandırıyor mu?
- Yoksa yatırım yaptıktan sonra hayatınıza devam etmek mi istiyorsunuz?
Bu soruların cevapları bazen hangi indikatörü kullanmanız gerektiğinden çok daha değerlidir.
Peki İkisi Birden Olabilir miyiz?
Elbette.
Bence yatırım dünyasındaki en büyük yanlışlardan biri, kendimizi mutlaka tek bir kutuya koymamız gerektiğini düşünmek.
Bir insan hem uzun vadeli yatırımcı hem trader olabilir.
Ama burada çok önemli bir şart var:
Sermayeler birbirinden ayrılmalı.
Örneğin tamamen temsili olarak düşünelim:
Toplam 500.000 TL yatırım sermayeniz var.
Bunun 400.000 TL'sini uzun vadeli yatırımlar için ayırabilirsiniz.
100.000 TL'sini aktif trade sermayesi olarak kullanabilirsiniz.
Oranların ne olması gerektiği kişiden kişiye değişir.
Önemli olan rakam değil, iki hesabın zihninizde birbirine karışmamasıdır.
Uzun vadeli portföyünüzdeki bir hisse %5 düştü diye trade stopu uygulamazsınız.
Trade hesabınızdaki pozisyon stop seviyesine geldiğinde de:
“Bu şirket aslında uzun vadede çok iyi.”
deyip yatırım hesabına transfer etmezsiniz. :)
Her paranın görevi bellidir.
Aynı Varlık, İki Farklı Karar
İlginç olan şu:
Aynı hisse aynı anda bir yatırımcı için AL, bir trader için SAT anlamına gelebilir.
Bu nasıl mümkün olabilir?
Çünkü baktıkları zaman aralığı ve amaçları farklıdır.
Bir şirketin beş yıllık geleceği çok güçlü olabilir.
Ama hissesi kısa vadede aşırı yükselmiş ve teknik olarak düzeltme sürecine girmiş olabilir.
Uzun vadeli yatırımcı şirketin geleceğine bakarken trader kısa vadeli düşüş hareketini değerlendirebilir.
İkisi de kendi sistemine göre haklı olabilir.
Bu yüzden internette:
“Bu hisse alınır mı?”
sorusunun tek başına çok az anlamı vardır.
Ben önce şunu bilmek isterim: Ne amaçla ve ne kadar süre için?
İşleme Girmeden Önce Bir Cümle Yazın
Size çok basit ama faydalı olabilecek bir alışkanlık önereyim. Bu alışkanlık zamanla kas hafızasına dönecektir.
Bir yatırım veya trade işlemi yapmadan önce kendinize şu cümleyi tamamlatın:
“Ben bunu alıyorum çünkü...”
Cevabınızı yazın.
Örneğin:
“Bu şirketin önümüzdeki yıllarda büyüyeceğini düşünüyorum ve en az beş yıllık yatırım yapıyorum.”
Bu bir yatırım tezi olabilir.
Ya da:
“Fiyat şu seviyeyi yukarı kırdı, sistemim LONG sinyali verdi ve zarar kes seviyem şurası.”
Bu da bir trade planı olabilir.
Fakat cevabınız: “Çok yükseliyor, kaçırmak istemiyorum.” ise biraz düşünmekte fayda var. :)
Çünkü bunun adı çoğu zaman strateji değil, FOMO'dur.
Yani fırsatı kaçırma korkusu.
Yatırımda En Pahalı Kelime: “Belki”
- Trade yaptınız.
- Stop noktanıza geldi.
- “Belki döner.”
- Biraz daha düştü.
- “Buradan kesin döner.”
- Biraz daha düştü.
- “Bu kadar düştükten sonra satılmaz.”
- Ve küçücük bir zarar olarak kapatabileceğiniz işlem büyük bir zarara dönüşür.
Yatırım dünyasında umut güzeldir. Ama strateji değildir.
Bir işlem yaparken hangi şartlarda çıkacağınızı bilmiyorsanız, aslında giriş kararınız da tamamlanmış değildir.
Bu sadece trader için geçerli değil.
Uzun vadeli yatırımcı da hangi şartlarda yatırım tezinin bozulduğunu belirlemelidir.
Piyasadan Önce Kendinizi Tanıyın
Yıllar içinde yatırım dünyasında öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu:
Herkes için çalışan tek bir yatırım yöntemi yoktur.
- Bazı insanlar harika uzun vadeli yatırımcıdır.
- Sabırlıdır.
- Araştırır.
- İyi şirketleri bulur ve yıllarca bekleyebilir.
Bazı insanlar ise sistematik trade konusunda başarılıdır.
- Kuralları vardır.
- Stop kullanır.
- Riskini hesaplar.
- Duygularını işlemlerinden mümkün olduğunca uzak tutar.
Bir başkasının kazandığı yöntemi kopyalamaya çalışmak yerine size uygun olan yöntemi bulmak çok daha önemlidir.
Çünkü sonunda yönetmeniz gereken sadece paranız değildir. Kendinizsiniz.
Peki Ben Hangisini Yapmalıyım?
Bu yazının sonunda size:
“Yatırımcı olun.” Veya “Trader olun.” Demeyeceğim.
Belki ikisi de olacaksınız.
Ama bir şeyi mutlaka yapmanızı öneririm:
- Paranızın hangi bölümünün ne amaçla piyasada olduğunu belirleyin.
- Uzun vadeli yatırım sermayeniz ayrı olsun.
- Trade sermayeniz ayrı olsun.
- Acil durum paranız ayrı olsun.
- Günlük hayatınız için kullanacağınız para ayrı olsun.
Bunları birbirine karıştırmadığınızda yatırım kararlarınızın da çok daha berraklaştığını görebilirsiniz.
İlk yazımızda neden yatırım yaptığımızı konuştuk.
İkinci yazımızda yatırım planımızı nasıl oluşturabileceğimizi ele aldık.
Şimdi üçüncü adımı da tamamladık:
Piyasaya hangi kimlikle girdiğimizi bilmek.
Çünkü bir yatırımın başarılı olup olmadığını değerlendirebilmek için önce o yatırımı neden yaptığınızı bilmeniz gerekir.
Unutmayın:
- Yatırımcı değer arar.
- Trader hareket arar.
Ama başarılı olanların ortak bir özelliği vardır:
Ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını bilirler.
Aydın Bilek
AYDINHOCA.COM
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme ve finansal okuryazarlık amacı taşımaktadır. Yatırım tavsiyesi değildir. Her yatırım aracının farklı riskleri vardır. Yatırım kararlarınızı kendi mali durumunuz, hedefleriniz ve risk profiliniz doğrultusunda vermelisiniz.