Yatırım Yapmak Para Kazanmak Değil, Hayatını Geri Kazanmaktır

Blog-1-Yatirim-Hayatini-Geri-Kazanmaktir

İnsanlara “Neden yatırım yapıyorsun?” diye sorsak, büyük ihtimalle çoğundan benzer cevaplar alırız:

Paramı büyütmek için…”

Doğru.

Ama bence eksik bir cevap.

Çünkü yatırım yapmanın asıl amacı daha fazla paraya sahip olmak değil, o paranın bize sağlayacağı özgürlüğe sahip olmaktır.
Ben buna hayatını geri kazanmak diyorum.


Paradan Daha Değerli Bir Şey Var: Zaman

Hepimizin sahip olduğu en değerli sermaye aslında paradır diye düşünürüz.

Oysa değildir.

En değerli sermayemiz zamandır.

Kaybettiğiniz para tekrar kazanılabilir.

Bir yatırımda zarar edebilirsiniz, çalışır tekrar kazanırsınız. Bir işiniz başarısız olabilir, yeniden başlayabilirsiniz.

Ama dün harcadığınız bir saati, geçen yazı, çocuğunuzun küçüklüğünü veya ailenizle geçiremediğiniz bir günü geri satın alamazsınız.

Ne kadar paranız olursa olsun...

Bu nedenle benim gözümde finansal özgürlüğün gerçek anlamı milyonlarca liraya sahip olmak değildir.

Zamanınızın kontrolünün sizde olmasıdır.

  • Sabah alarm çaldığı için değil, istediğiniz için uyanabilmek...
  • Çalışmak zorunda olduğunuz için değil, üretmek istediğiniz için çalışmak...
  • Canınız istediğinde birkaç günlüğüne uzaklaşabilmek...
  • Ailenize, çocuklarınıza, sevdiklerinize ve en önemlisi kendinize zaman ayırabilmek...

İşte yatırımın sonunda ulaşmaya çalıştığımız yer aslında burasıdır.


Peki Neden Çoğumuz Bunu Yapamıyoruz?

Çünkü bize küçük yaşlardan itibaren genellikle şu denklem öğretiliyor:

Oku → Meslek sahibi ol → Çalış → Maaş kazan → Harca → Tekrar çalış.

Bu sistem kötü mü? Elbette değil. Çalışmak, üretmek ve bir meslek sahibi olmak son derece değerlidir.

Sorun başka bir yerde başlıyor.

Kazandığımız paranın tamamını yaşamımızı sürdürmek için harcadığımızda, hayatımız boyunca para kazanabilmek için zamanımızı satmak zorunda kalıyoruz.

  • Ayın başında maaş geliyor.
  • Kira veya kredi ödeniyor.
  • Faturalar ödeniyor.
  • Kartlar ödeniyor.
  • Alışveriş yapılıyor.
  • Ve bir sonraki maaş bekleniyor.
  • Yıllar böyle geçebiliyor.

Tam da bu noktada yatırım devreye giriyor.


Siz Para İçin Çalışırken, Paranız da Sizin İçin Çalışmalı

Bence yatırımın en basit tanımı budur.

Çalışarak elde ettiğiniz gelirin bir bölümünü bugünkü tüketiminizden vazgeçerek gelecekteki özgürlüğünüz için ayırırsınız.

Ve o para artık sizin küçük çalışanınız olur.

  • Bir yatırım fonunda olabilir.
  • Bir şirkete ortak olmuş olabilirsiniz.
  • Altın olabilir.
  • Bir gayrimenkul olabilir.
  • Bazen kripto varlık olabilir.
  • Bazen de fırsat bekleyen nakit olabilir.

Aracın ne olduğu ikinci konudur.

Önemli olan, kazandığınız paranın tamamının sizden uzaklaşıp gitmemesidir.

Çünkü biriktirdiğiniz ve doğru değerlendirdiğiniz her miktar, gelecekte çalışmak zorunda olduğunuz süreyi biraz daha azaltabilir.

Ben yatırımlara biraz da böyle bakıyorum:

Bugünkü paramla gelecekteki zamanımı satın alıyorum.


Finansal Özgürlük, Çalışmamak Demek Değildir

Burada çok önemli bir yanlış anlaşılma var.

Finansal özgürlük denildiğinde insanların gözünde bazen şöyle bir hayat canlanıyor:

  • Deniz kenarında bir şezlong...
  • Elinizde içeceğiniz...
  • Ve hayatınızın geri kalanında hiçbir şey yapmıyorsunuz.

Bence finansal özgürlük bu değil.

Ben çalışmayı seviyorum. Üretmeyi, öğrenmeyi, öğretmeyi, yeni projeler geliştirmeyi seviyorum.

Finansal özgürlüğün güzelliği çalışmamak değil, çalışmak zorunda olmamaktır.

Bu ikisi arasında muazzam bir fark var.

Bir işi yapmak zorunda olduğunuz için yapmakla, yapmak istediğiniz için yapmak aynı şey değildir.

Finansal özgürlük size şunu söyleyebilme gücü verir:

  • “Bugün ne yapacağıma ben karar verebilirim.”
  • Bence gerçek zenginlik tam olarak budur.

Yatırım Dünyasının En Büyük Tuzağı: Hemen Zengin Olmak

Buraya kadar her şey güzel.

İnsan para biriktirmeye ve yatırım yapmaya karar veriyor.

Sonra başka bir sorun başlıyor: Sabırsızlık.

  • 100 bin lirası olan kişi 120 bin liraya ulaşmak istemiyor.
  • 500 bin olsun istiyor.
  • Mümkünse birkaç ay içinde...
  • Borsa yükselirken herkes borsacı oluyor.
  • Bitcoin yükselirken herkes kripto uzmanı oluyor.
  • Altın yükselirken “Altın hiç kaybettirmez.” deniliyor.
  • Sonra fiyatlar düşünce aynı insanlar bu kez korkuyla ellerindekileri satıyor.

Bence yatırımcının en büyük rakibi piyasa değildir. Çoğu zaman kendisidir.

  • Korkusu...
  • Açgözlülüğü...
  • Sabrı...
  • Plansızlığı...
  • Ve kısa sürede çok para kazanma isteği.

Oysa finansal özgürlük çoğunlukla tek bir büyük işlemle değil, yıllar boyunca verilen yüzlerce küçük doğru kararla oluşur.


Önce Kazanmayı Değil, Kaybetmemeyi Öğrenmek Gerekir

Yatırıma yeni başlayanların en çok sorduğu sorulardan biri şudur:

“Hocam, en çok ne kazandırır?”

Ben ise önce başka bir soru sormamız gerektiğini düşünüyorum:

“Ne kadar kaybetmeyi göze alabilirim?”

Çünkü yüksek getiri ihtimalinin olduğu yerde genellikle yüksek risk de vardır.

Bu nedenle bütün paranızı tek bir hisseye, tek bir coine veya tek bir yatırım fikrine bağlamak yatırım yapmak değil, geleceğinizi tek bir ihtimale teslim etmektir.

  • İyi yatırımcı sadece ne kadar kazanabileceğini düşünmez.
  • Yanlış çıkarsa ne olacağını da düşünür.
  • Bu yüzden çeşitlendirme vardır.
  • Bu yüzden kademeli alım vardır.
  • Bu yüzden nakit yönetimi vardır.
  • Bu yüzden zarar kontrolü vardır.
  • Ve en önemlisi bu yüzden plan vardır.

20 Yaşındaki Bir Genç ile 60 Yaşındaki Bir Emeklinin Yatırımı Aynı Olamaz

Yatırım dünyasında herkese uyan tek bir doğru olduğuna inanmıyorum.

20 yaşındaki bir genç ile 60 yaşındaki emekli bir insanın aynı riskleri almasını bekleyemeyiz.

  • Genç bir yatırımcının önünde belki 30-40 yıllık yatırım süresi vardır.
  • Hata yapabilir.
  • Kaybedebilir.
  • Tekrar çalışıp sermaye oluşturabilir.
  • Bekleyebilir.

Ama emeklilik dönemindeki bir insan için aynı kaybın telafi edilmesi çok daha zor olabilir.

Bu nedenle:

“En iyi yatırım hangisi?”

sorusunun tek başına bir anlamı yoktur.

Doğru soru şudur:
“Benim için en uygun yatırım hangisi?”

  • Yaşınız...
  • Geliriniz...
  • Borcunuz...
  • Aileniz...
  • Hedefleriniz...
  • Risk alma kapasiteniz...
  • Ve paranıza ne zaman ihtiyaç duyacağınız...

Bunların tamamı cevabı değiştirir.


Yatırımcı mı, Trader mı?

Bu iki kavram da sık sık birbirine karıştırılıyor.

Bir şirketin geleceğine inanıp yıllarca ortak olmak başka bir şeydir.

Fiyat hareketlerinden yararlanarak kısa veya orta vadeli işlemler yapmak başka bir şeydir.

Birisi yatırımcılık, diğeri trade yaklaşımıdır.

İkisi de yapılabilir.

Hatta doğru bir sermaye planlamasıyla ikisi aynı kişinin portföyünde birlikte de bulunabilir.

Ama kuralları aynı değildir.

Uzun vadeli yatırım için aldığınız bir hisseyi günlük fiyat hareketi yüzünden satmak ne kadar yanlışsa, kısa vadeli trade amacıyla açtığınız zararlı bir pozisyonu:

“Artık uzun vadeli yatırımcı oldum.”

diyerek yıllarca taşımak da o kadar yanlıştır. :)

Daha işleme girmeden önce neden orada olduğunuzu bilmelisiniz.


Küçük Parayla Başlamanın Hiçbir Sakıncası Yok

“Param az, yatırım yapmanın anlamı yok.” düşüncesini de doğru bulmuyorum.

Çünkü başlangıçtaki en önemli kazancınız para değildir. Alışkanlıktır.

1.000 TL'yi yönetemeyen kişinin 1 milyon TL'yi iyi yöneteceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Küçük sermayeyle;

  • sabretmeyi,
  • araştırmayı,
  • risk yönetimini,
  • piyasanın psikolojisini
  • ve kendi duygularınızı yönetmeyi öğrenirsiniz.
  • Geliriniz arttıkça yatırım miktarınız da büyür.
  • Ama kazandığınız yatırım disiplini sizinle birlikte büyür.

Bu yüzden “Çok param olduğunda yatırıma başlayacağım.” demek yerine:

Bugün elimdeki parayı doğru yönetmeyi öğrenmeye başlayacağım.

demek bana çok daha doğru geliyor.


Bileşik Getirinin En Büyük Ortağı Zamandır

Yatırım dünyasında çok güçlü bir ortak vardır:

Zaman.

Kazandığınız getirinin yeniden yatırım yapılması, onun da getiri üretmesi ve bu döngünün yıllarca devam etmesi başlangıçta küçük görünen rakamların zamanla ciddi büyüklüklere ulaşmasını sağlayabilir.

Ancak bunun gerçekleşmesi için zamana ihtiyacınız vardır.

Bu nedenle yatırım dünyasında genç bir insanın en büyük sermayesi çoğu zaman banka hesabındaki para değildir.

Önündeki yıllardır.

Ve zamanın kötü bir huyu vardır: Geçmişe doğru çalışmaz.

Bu yüzden yatırım konusunda öğrenmeye başlamak için “mükemmel zamanı” beklemek yerine mümkün olduğunca erken finansal okuryazarlık kazanmak çok değerlidir.


Peki Yolun Sonunda Ne Var?

Belki bir gün yatırımlarınız aylık giderlerinizin bir bölümünü karşılamaya başlayacak.

Sonra yarısını...

Belki bir gün tamamını.

İşte o noktadan sonra para ile ilişkiniz değişmeye başlar.

Çünkü artık hayatınızı sürdürebilmek için zamanınızın tamamını satmak zorunda değilsinizdir.

  • Belki haftada beş gün yerine üç gün çalışırsınız.
  • Belki sevmediğiniz bir işi bırakabilirsiniz.
  • Belki uzun zamandır yapmak istediğiniz işi kurabilirsiniz.
  • Belki dünyayı gezersiniz.
  • Belki hiçbirini yapmaz, bahçenizde domates yetiştirirsiniz. :)

Bunun cevabı herkeste farklıdır.

Çünkü finansal özgürlüğün amacı size nasıl yaşayacağınızı söylemek değildir.

Nasıl yaşayacağınıza karar verme özgürlüğünü size geri vermektir.


İşte “Aydın Hoca Yazıyor”un Amacı da Bu

Bu bölümde size sürekli:

  • “Şunu alın.”
  • “Bunu satın.”
  • “Bu kesin yükselecek.”

demek istemiyorum.

Çünkü kimsenin geleceği kesin olarak bilmesi mümkün değil.

Bunun yerine birlikte düşünmek istiyorum.

  • Borsayı konuşacağız.
  • Yatırım fonlarını konuşacağız.
  • Kriptoyu konuşacağız.
  • Altını, faizi, ekonomiyi, trade'i ve risk yönetimini konuşacağız.
  • Bazen yaptığımız hataları da konuşacağız.

Ama bütün bunların üzerinde tek bir amacımız olacak:

Parayı daha iyi yönetmeyi öğrenmek. Çünkü para hayatın amacı değildir.

Para, doğru kullanıldığında hayatımız üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmemizi sağlayan bir araçtır.

Ben yıllardır finansal özgürlüğü anlatırken aslında insanlara sadece daha fazla para kazanmalarını anlatmaya çalışmıyorum.

Daha değerli bir şeyi anlatmaya çalışıyorum: Kendi zamanlarının sahibi olmalarını.

Bu yüzden benim için yatırım yapmak sadece para kazanmak değildir.

Yatırım yapmak, gelecekteki hayatından küçük parçaları bugünden geri satın almaktır.

Ve belki de gerçek zenginlik, banka hesabınızda kaç sıfır olduğu değil...

Bir pazartesi sabahı uyandığınızda, o gün ne yapacağınıza kendiniz karar verebilmektir.

Aydın Bilek
AYDINHOCA.COM